Yeni Avrupa Kupaları Düzeni Sonrası Elemeler

Bildiğiniz üzere UEFA, Avrupa Kupaları’ndaki düzenden rahatsız olarak özellikle alt sıralardaki ülkeleri daha da ilgilendiren, daha fazla katılımcıya yönelik bir turnuva düzeni arayışındaydı. Bu yaklaşıma göre de Avrupa Ligi’nin cazibesinin artması için eskisi gibi üç kupalı düzene geri dönüldü.

Geçen yıllarda Avrupa Ligi’nin çok rekabetçi olmamasından dolayı bir takım eleştiriler vardı. Avrupa Ligi önce 56 takımlı 12 gruplu bir turnuva idi. Durum böyle olunca çok iyi takımlarla çok zayıf takımlar aynı turnuvada eşleştiler. Örneğin son sezon İrlanda’nın Dundalk takımı, Bulgar Ludogorets ve Belçika’nın Gent takımları bulundukları grupları puansız bitirmişlerdi. Gruplarını birkaç puanla bitiren takım sayısı da bir hayli fazlaydı. Yani turnuvada bir rekabet problemi vardı bu da kupaya olan ilgiyi aşağı çekmişti.

Yeni Avrupa Ligi

UEFA bu duruma çözüm olarak Avrupa Ligi’ni 48 takımlı 12 gruplu yapıdan çıkarıp 32 takımlı 8 gruplu sisteme döndü. Zayıf kalan 16 takımlık kontenjan devre dışı kalmış oldu. Yeni eleme sistemiyle oynanan karşılaşmalardan sonra gruplara kalan takımlar da belli oldu.

ENG: Leicester City, West Ham
ESP: Real Sociedad, Real Betis
ITA: Napoli, Lazio
GER: Eintracht Frankfurt, Bayer Leverkusen
FRA: Lyon, Marseille, Monaco**
POR: Braga
NED: PSV Eindhoven**
SCO: Celtic, Rangers
AUT: Rapid Wien, Sturm Graz
RUS: Lokomotiv Moskva, Spartak Moskva**
SRB: Crvena zvezda*
BEL: Antwerp, Genk*
TUR: Fenerbahçe, Galatasaray
GRE: Olympiacos*
DEN: Midtjylland, Brøndby
CZE: Sparta Praha**
CRO: Dinamo Zagreb**
BUL: Ludogorets**
HUN: Ferencváros**
POL: Legia Warszawa*

12 otomatik katılımcı
*10 UEFA Avrupa Ligi play-off galipleri
**10 UEFA Şampiyonlar Ligi play-off ve 3. ön elemelerinde elenen takım

Bu listeye göre sadece Fransa turnuvada 3 takımla temsil edilirken diğer beş büyük lig ise turnuvada ikişer takımla temsil edilecekler. Avrupa sıralamasınında ilk altıyı takip eden Portekiz ile Hollanda ilginç olarak tek takımla yollarına devam ediyorlar.

Bu durumu ilginç yapan diğer durum ise sıralamanın devamındaki üç ülke Avusturya, İskoçya, Rusya’nın ikişer takımla gruplarda yer alması.

UEFA sıralamasında 13. sıradaki Belçika, 17. Sıradaki Türkiye ve 23. Sıradaki Danimarka da UEFA Avrupa Ligi’nde iki temsilci ile yollarına devam ediyorlar.

Buna karşın 11. sıradaki Ukrayna, 14. Hırvatistan, 16. Kıbrıs Rum Kesimi gibi ülkeler Avrupa Ligi’nde yer almıyorlar. Avrupa Ligi’nde temsil edilecek ülkelerden UEFA Sıralaması’nda en kötü olanı ise son yıllarda büyük bir gerileme yaşayan Polonya.

Bu perspektiften baktığımızda UEFA Avrupa Ligi’nin dengeli ve Avrupa çapına yayılmış bir turnuva olduğunu görüyoruz. Yani turnuva adına yakışır bir duruma gelmiş durumda. Aslında geçen yaz tartışılan Avrupa Süper Ligi gibi Avrupa 2. Ligi’nin kurulmuş olduğunu da söyleyebiliriz.

Avrupa Konferans Ligi

UEFA, Avrupa Ligi’nden çıkardığı 16 takımın üstüne 16 takım daha ekledi ve Konferans Ligi’ni oluşturdu. Bu turnuvanın da gelmesiyle birlikte Avrupa Ligi’ndeki geniş katılımcılı turnuva yapısının Konferans Ligi’yle birlikte güçlendiğini de söyleyebiliriz.

Üç turnuvanın da grup aşamalarını düşünürsek, ilk 31 ülkenin tümü Avrupa Kupaları’nda yer almış oldu. Belki bu yeni eleme formatının bir hediyesi olarak 34. Moldova tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi’ne yükseldi. Bir diğer deyişle ilk 35 ülkeden sadece üç ülke Avrupa Kupaları dışında kaldı.

Öte yandan 42. sıra ile 51. sıra arasındaki dört ülke de grup aşamalarına katılma hakkını elde etti.

Böylece 55 ülke ülkenin 19’u grup aşamalarını göremezken grup aşamalarında kalan 36 ülke en azından yıl sonuna kadar Avrupa mücadelelerine devam edecekler.

TFF, Süper Lig Yayıncısını Avrupa’nın Önünde Görüyor

TFF, ilginç kararlar almaya devam ediyor. Eleme turu oynayan hemen hemen tüm ülkeler en az bir takımıyla elenirken Avrupa Kupaları’na tüm takımları ile devam eden nadir ülkelerden biri olan Türkiye’de ilginç bir karara imza atıldı.

Geçen hafta Perşembe günü Avrupa Kupası elemelerinde mücadele eden üç Türk takımının da 2. hafta Süper Lig maçları pazartesi gününe alındı. Perşembe günü tekrar eleme oynayacak takımlarımız 19:45 ve 21:45’te başlayan karşılaşmalardan sadece üç gün sonra Avrupa mücadelesine çıkacak. Üstelik bu takımlarımızdan ikisi karşılaşma için İtalya ve Danimarka deplasmanlarına gidecekler.

Öte yandan Avrupa mücadelesine bu turda başlayan Fenerbahçe ise dün akşam karşılaşmasını oynayıp aynı gün oynayacağı rövanş maçının çalışmalarına bugün başlıyor. Avrupa mücadelesi henüz başlamayan Beşiktaş ise Cumartesi günü maçını oynadı.

Bizim takımlarımızın rakipleri olan Danimarkalı Kopenhag ile Randers, İtalyan Roma ve Finlandiyalı HJK Helsinki takımları ise dün itibariyle liglerindeki maçları oynayıp takımızla oynayacakları rövanş maçına hazırlanmaya başladılar.

Düzgün yönetilen her futbol organizasyonunda bu düzenlemeler yapılıyor. TFF ise Süper Lig yayıncısının programına göre maç saatlerini ayarlıyor olduğu biliniyor.

Peki bu takımların Avrupa maçlarını yayınlayacak yayıncılar önemsiz mi? Bu takımlar Avrupa’da elendiğinde Avrupa maçı yayınlarının hakkını alan kuruluşlar zarar etmiyor mu? Hatta bu kulüpler Avrupa’dan elendiğinde tüm ülke futbolu zarar görmüyor mu? Süper Lig yayıncısı tüm bunların üzerinde bir öneme mi sahip?

“Biz Bize Yeteriz” ya da “Türk’ün Türk’ten Başka Düşmanı Yok” gibi sözler kimi zaman farklı şekillerde hayatımıza giriyor. TFF bir kez daha anlaşılmaz bir karara imza atmış ve takımlarımızın elenmesi için şartları düzenlemiş…

Hat-Trick Türleri Nelerdir?

Dünkü PSV – Galatasaray maçından sonra sosyal medya üzerinde hat trickin olup olmadığı ile ilgili bazı paylaşımlar üzerine konuyu inceledim. Hollanda’da gerçekten hat-trick ile ilgili farklı bir durum var ama konu yanlış algılanmış.

21 Temmuz 2021 PSV – Galatasaray Maçı Sonucu

Skorda görüldüğü üzere Zahavi üç gol atmış durumda ancak ilk iki golünden sonraki üçüncü golü öncesinde Emre Kılınç’ın 42. dakikada Götze’nin ise 51. dakikada golleri bulunuyor.

Hat Trick’in Kısa Geçmişi

Hat-trick terimi futboldan dolayı hayatımıza girmiş gibi düşünsek de aslında pek çok farklı spor dalında kulanılıyor. Futbol dışında, Beyzbol, Kriket, Hentbol, Hokey, Poker, Rubgy, Su polosu hatta motor sporlarında bile kullanılan bir terim.

Bu terimin geçmişi ise krikete dayanıyor. 1858’de bir kriket maçında üst üste üç kez “sayı” üretmesinin ardından bu terim kullanıma geçiyor. Sonra da futbola devşiriliyor.

Futbolda milli maçlarda ilk hat-trick ise 1878’de İskoç oyuncu John McDougall tarafından İngiltere karşısında atılıyor. Dünya Kupaları tarihindeki ilk hat trick ise 1930’da ABD’li Patenaude tarafından atılmış. Dünya Kupalar’ında en hızlı hat trick ise İsviçre’li Humm’un 2015’te Ekvator karşısında 47, 49 ve 52. dakikalarda attığı gollerle oluşmuş.

Almanca’da Farklı Hat Trick Türleri Var

Hat Trick’in farklı türleri de var. Dünya futbolunda gollü galibiyetler deyince akla gelen ilk ülke muhtemelen Almanya olur.

Görünüşe göre Almanlar o kadar çok hat trick yapmışlar ki bunları da kendi içinde ayırma ihtiyacı hissetmişler.

Altın Hat Trick

Bir maç içinde hem kafa, hem sol hem de sağ ayakla birden gol atma halinde hat tricke verilen isimdir.

Kusursuz Hat Trick / Saf Hat Trick

Bir maçta arada bir başka oyuncunun golü olmadan atılan üç gole verilen isim. Almanca’da lupenreiner hat-trick adı verilmektedir.

Flemenkçe’ye ise bu terim “zuivere hattrick” yani saf hat trick olarak geçmiştir.

Sonuç

İşte tam olarak dünkü maç ile ilgili kafa karışıklığı burada yaşanıyor. Zahavi bu maçta hat trick yaptı ama kusursuz bir hat trick yapmayı kaçırdı. Muhtemelen Hollanda basınında kusursuz hat trick yapamadı şeklinde çıkan bir haber ya da yorum eksik algılanarak hat trick olmadığı bizim basına ya da sosyal medyaya yayıldı.

İşin doğrusu yukarıda kalın harfle yazdığımız şekildedir.

Takımımıza geçmiş olsun diliyor, takipçilerimize de iyi bayramlar diliyoruz.

Anadolu Efes Euro League

Türk Basketbolu Euro League’e Ambargo Koydu

Son yıllarda Türk Basketbolu farklı başarılar üst üste gelmeye başladı. Bu zincirin en son halkası Anadolu Efes’in tarihinde ilk kez Avrupa Kulüp Basketbolunun zirvesi Turkish Airlines Euro League şampiyonluğu oldu. Bu yıl Efes’in haricinde FIBA Şampiyonlar Ligi finali’ne de Karşıyaka çıkmış ancak İspanyol rakibine yenilerek ikinci olmuştu.

Türkiye Euro League’e Ambargo Koydu

Erkekler basketbolda son beş organizasyonun tamamında bir Türk takımı final oynadı. Tarihte üst üste beş kez final oynayan ülkeler Yugoslavya, Sovyetler, İspanya gibi basketbol ekolü olan ülkeler. Öte yandan final four organizasyonlarına baktığımızda ise Türkiye son altı final four organizasyonunun tümünde yer aldı.

Efes’in şampiyonluğu ile Fenerbahçe’den sonra ikinci kez Avrupa’nın en büyüğü bir Türk takımı oldu. Gelin devam etmeden önce ülkeler bazında en başarılı ülkelere bakalım.

En Başarılı İlk İki Ülke İspanya ve İtalya

İspanya bugüne kadar dört kulüp ile toplam 13 şampiyonluk, 17 kez de final oynayarak Avrupa basketbolunun zirvesindeki ülke. Futbolda olduğu gibi basketbolda da Real Madrid 10 şampiyonluk ile açık ara en başarılı kulüp. Efes’in mağlup ettiği Barcelona ise 2 şampiyonluk 6 final ile en başarılı ikinci İspanyol kulübü. İspanya bu başarısıyla 18 takımlık Euro League’de 4 takımla temsil ediliyor.

İtalya Avrupa Basketbolu’nun en başarılı ikinci ülkesi. 7 farkı takımın final oynadığı İtalya’nın İspanya gibi 13 şampiyonluğu var ancak final sayısı da 13 olan İtalya, İspanya’nın gerisinde kalıyor. İtalya’nın Euro League’deki tek takımı Armani Milano takımı ve bu yıl final-four’da üçüncü oldular. Ancak İtalya 2000’den beri bir numaralı kupayı kaldırmayı başaramadı.

Basketbol Yunan Ekolü Avrupa’nın En Başarılı Üçüncü Ülkesi

Avrupa’nın bir sonraki en başarılı ülkesi ise komşu Yunanistan. Yunanistan’da bugüne kadar üç farklı takım final oynamış. Bu üç kulüpler de futboldan da aşina olduğumuz Panathinaikos, Olympiacos ve AEK takımları. Olimpiyatların da kurucusu olan Yunanistan, spordaki tarihsel sorumluluğunu tüm gücünü basketbola yoğunlaştırarak başarılı olmuş. Elbette 2004’te futbolda da bir Avrupa şampiyonluğu var ama bu şampiyonluk sürpriz bir şampiyonluk kategorisindeydi. Basketbolun en popüler spor dalı olduğu Yunanistan’da toplam 9 şampiyonluk ve 7 final bulunuyor.

4. ve 5. Ülkeler Bugün Artık Yoklar ama Miraslarını Sürdürenler Var

En başarılı ülkeler sıralamasında 4. ve 5. ülkeler bugün var olmayan Sovyetler Birliği ve Yugoslavya. Yugoslav ekolünden Kızılyıldız Euroleague’de mücadele ediyor. Rus ekolünden ise Rusya yoluna devam ediyor. Sovyet basketbolu mirasını devam eden bir diğer takım ise Litvanyalı Zalgiris. Geçmişte bir kez final oynayan Zalgiris, halen Litvanyayı Euro League’de mücadele ediyor. Sovyetler bayrağı altında şampiyonlukları bulunan bugün Gürcistan takımı olan Dinamo Tiflis ile Letonya’nın Riga takımları ise günümüzde Euro League’de mücadele etmiyorlar.

Sıralamanın 6. ülkesi ise İsrail. İsrail’de Avrupa’da başarılı olan tek takım oldu o da Makabi Tel Aviv takımı. Makabi’nin şu ana kadar 6 şampiyonluk ve 9 finali var.

Listede 7. sırada ise Rusya var. Yukarıda bahsettiğimiz gibi Sovyetler yıkıldıktan sonra Rus ekolünün en büyük temsilcisi olarak Rusya devam ediyor. Ancak Rusya’da sadece CSKA Moskova öne çıkıyor. Sovyetler döneminde 4 şampiyonluk 3 de final CSKA, Rusya bayrağı altında da 4 şampiyonluk ve 3 final daha elde ederek Sovyetlerdeki başarısını tekrarladı. Rusya 1990’lardaki başarısıyla 7. sıraya gelmiş olsa da Sovyetlerin şampiyonluklarını da hesaba katarsak İspanya ve İtalya’dan ile birlikte en başarılı üç ülkeden biri olduğunu görüyoruz.

Türkiye Son Beş Yılda Listeye Girdi ancak Yolun Başındayız

Sıralamada en başarılı 8. sırada ise Türkiye var. Bugüne kadar 2 şampiyonluk ve üç finalimiz bulunuyor. Anadolu Efes bu yıl elde ettiği şampiyonluğun yanı sıra bir final daha oynadı. Fenerbahçe ise bir şampiyonluğunun yanı sıra iki finalle en başarılı takımımız. Bir diğer dikkati çeken durum ise bu 5 finalin hepsininin son beş sezonda yaşanmış olması. Gidişata baktığımızda önümüzdeki yıllarda da bu başarı devam edecek gibi gözüküyor. Ancak büyük ekoller arasına girebilmemiz için bugünkü tabloya göre daha çok şampiyonluk elde etmek ve final oynamak gerekiyor.

Ülke potansiyelimizi 1990’ların son yarısında keşfettik. 1996 Koraç Şampiyonluğu ile Türkiye tarihinde ilk kez bir kulübümüz Avrupa Şampiyonluğu elde etmişti. Bu yıldan sonra farklı kupalarda başarılar geldi.

Kadınlar Euro League’de ilk kez iki Türk takımı Fenerbahçe ve Galatasaray final oynadı.

Listede Türkiye’yi takip eden ülkeler ise birer şampiyonluk ile Fransa ve Litvanya. Son iki sırada ise yine Sovyetler ekolünden güç alan Çekoslovakya üç, Bulgaristan ise iki finalle devam ediyor. Her iki ülke de Euro League’de mücadele etmiyor.

UEFA Avrupa Ligi’ni Villareal Kazandı. Peki Neden Baş Altı İspanyol Takımları Avrupa’da Başarılı Oluyorlar?

UEFA Avrupa Ligi’nin son şampiyonu İngiliz Manchester United’ı mağlup eden İspanyol temsilcisi Villareal oldu. İspanya’nın Avrupa kupası kazanması elbette bir sürpriz değil ancak UEFA Avrupa Ligi yakın tarihine baktığımızda ilginç bir sonuçla karşılaşıyoruz. 2003’te Valencia’nın şampiyonluğu ile başlayan süreçte toplam 18 kupa sahibini buldu. 18 kupanın 11’i İspanya takımları tarafından kazanıldı. Hatta 2 sefer de her iki finalist de yine İspanya takımlarıydı.

Devam etmeden önce bu takımlara kısaca bir göz atalım:

Valencia1 Kez Kazandı2003-04
Sevilla6 Kez Kazandı2005-06, 2006-2007, 2013-14, 2014-15, 2015-16, 2019-20
Atletico Madrid3 Kez Kazandı2009-10,2011-12, 2017-18
Villareal1 Kez Kazandı2020-21
Espanyol1 Kez Finalist2006-07
Athletic Bilbao1 Kez Finalist2010-11
Son 20 Yılda UEFA Avrupa Ligi’nde Final Oynayan İspanya Takımları

Öncelikle baktığımızda İspanya Ligi’nin tüm baş altı takımları neredeyse final oynamış. Listede tek eksik takım Real Sociedad olarak gözüküyor.

Unutmadan şunu da ekleyelim, önümüzdeki yıl kupayı kim alacak bilmiyoruz ancak final Sevilla’nın sahasında oynanacak. Pandemi koşullarının da yavaş yavaş geride kalmaya yüz tuttuğu düşünülürse seneye bir İspanyol takımı daha finale çıkarsa seyirci desteği ile çok daha avantajlı olacak.

Peki İspanya Takımlarına Ne Oluyor da Bu Kadar Başarı Geliyor?

Tarihsel olarak zaten İspanya oldukça başarılı. Şampiyonlar Ligi tarihinde 18 Şampiyonluk, 11 Finalle diğer tüm büyük ülkelerin önündeler. UEFA Avrupa Ligi’ndeki başarı ise son 20 yılda oldu. Daha öncesinde 84-85 ile 85-86 yıllarında Real Madrid üst üste iki kez kupayı kazanmıştı.

İspanya Ligi’nde son 20 yıllık kadro değerlerine baktığımızda Barcelona ve Real Madrid’in geri kalan gruptan ayrıştığını görüyoruz. Zaten bu iki kulübü de her zaman Şampiyonlar Ligi’nde final etaplarında görüyoruz.

Bu dönemde iki takım da aslında biraz da dönemimizin yıldızlarıyla bu farkı oluşturdular. Bir tarafta Lionel Messi diğer tarafta Cristiano Ronaldo vardı. Ancak her ikisinin de dönemi bitmek üzere. Ronaldo zaten İtalya Ligi’ne giderek dengeyi bozdu. Messi de geçen yıl gitmek üzereyken kulüpte kaldı.

La Liga’da 2020-21 sezonu değerlerine baktığımızda da dengenin bozulduğu görülüyor. Kulüp değerlerinde ilk beş sıraya bakalım:

Barcelona 823 Milyon Euro
Atletico Madrid 750 Milyon Euro
Real Madrid 730 Milyon Euro
Sevilla 370 Milyon Euro
Real Sociedad 345 Milyon Euro

Gördüğünüz üzere Ronaldo sonrası Real Madrid’de büyük bir erime olmuş, Barcelona’nın gerisinde kalmış. Hatta bu arada Atletico Madrid de arayı kapatıp bir üste çıkmış. Daha önce Atletico sportif başarıda öne geçiyordu ancak bu kadro değerine yansımıyordu.

2011-12 sezonunda Simone yönetimindeki Atletico Madrid UEFA Avrupa Ligi şampiyonu olduğunda kadro değeri 200 milyon Euro civarında idi. Bu değer Real Madrid’in üçte biri kadarıydı.

Atletico Madrid’in kadro değerinin neredeyse üçte birini ise bugün Galatasaray forması giyen Arda ve Falcao, toplam 64 Milyon Euro ile oluşturuyordu.

Atletico, bu iki büyük kulübe kadro değeri ile ulaşırken, diğer kulüplerde de hareketlenme var. UEFA’yı 6 kez kazanan Sevilla 370 Milyon Euro’yu buldu. Real Sociedad ise 350 Milyon Euro değere sahip. Bu iki takımı toplandığınızda ancak bir Barcelona ya da Real Madrid ediyor ancak bu bile geçmişte görülmeyen bir durumdu.

Bu beşliyi ise 200 Milyon Euro bandıda üç kulüp Valencia, Athletic Bilbao ve Valencia takip ediyor.

İspanya Ligi’nin Orta Sıra Takımları Avrupa’nın Kalburüstü Kulüpleri Haline Geldiler

Şu ana kadar toplam 8 kulüp saydık. Real Madrid ve Barcelona malum Şampiyonlar Ligi’nde. Ancak diğer 6 takım Avrupa Ligi’nde mücadele eden takımlar. Son 20 yılda Avrupa Ligi’ni kazanan takımlar bu altı takım içinde. Sadece Real Sociedad henüz bu kupayı kazanmadı. Ancak bu yıl son 32’ye kalmış ve bu yılın finalisti Manchester United’a elenmişlerdi.

Aslında konu burada Avrupa Süper Ligi’ne de bağlanıyor. Gerek Barcelona gerekse Real Madrid eski ezici güçlerini kaybettiklerinin farkındalar ve hala güçlüyken kendi kontrolleri altında bir lig kurmaya çalıştılar. Avrupa Süper Ligi ilk açıklandığında ligin diğer takımlarının kim olabileceği hakkında bir yazı kaleme almıştık: Yeni Avrupa Süper Ligi’nin Değeri Ne

Bu yazıda bahsettiğimiz üzere Avrupa Süper Ligi’ni kuran takımların en zayıfları 500 milyon euroluk Milan ve 550 milyon euroluk Arsenal’di. Bu lige dahil olabilecek iki büyük Bayern ve PSG 800 milyonluk kadrolara sahipti ve katılmayı reddetmişlerdi. Bunların haricinde ise iki tane daha 500 milyon euro üstü takım bulunuyordu: Dortmund ve Red Bull Leipzig.

Avrupa’da Orta Sınıf Kulüp Sayısı Çok Az

Dolayısıyla 300 milyon euroluk kulüplere bakmışlardı orada ise Ajax, Lyon ve Monaco dışında Avrupa’da başka bir kulüp yoktu. 200’lere indiğimizde ise Lille, Porto, Benfica üçlüsü bulunuyordu.

Bu saydığımız kulüplerin çoğu ise Şampiyonlar Ligi’nde mücadele eden takımlar. Dolayısıyla Şampiyonlar Ligi bileti alamayan ancak kadro değeri diğer Avrupa kulüplerinden yüksek olmaya başlayan İspanyol takımları UEFA Avrupa Ligi’ne ambargo koyuyorlar.

Bu ambargonun şiddetini düşüren tek bir şey var o da Şampiyonlar Ligi’nden elenen takımlar. UEFA Kupası’nda bu sistem 2000’den beri uygulanıyor ve o yıl Şampiyonlar Ligi’nden elenen Galatasaray yine bir başka Şampiyonlar Ligi takımı Arsenal’i yenip kupayı kazanmıştı. O yıldan beri toplam 6 takım Şampiyonlar Ligi’nden gelip UEFA Kupası’nı müzesine götürdü. Buna karşın bu kulüpler ise 11 kez final oynadılar.

Bu durum aslında Avrupa futbolundaki sıkışmışlığı da gösteriyor. Avrupa Süper Ligi’nin kurulma denemeleri de buna bir işaret. ASL’yi kurmaya çalışan 12 takımın yanı sıra bu ekonomik güce sahip Bayern Münih, Borussia Dortmund, RB Leipzig ve Paris Saint Germain kulüpleri var. Yani toplam 16 kulüpten bahsediyoruz. Çıtayı 300 milyona indirdiğimizde bile ancak 19 kulübe ulaşabiliyoruz.

Ve yine tüm bu kulüpler de sadece büyük liglerden geliyor. Sadece Hollanda’dadan Ajax ve PSV listeye giriyor. Portekiz’den Porto ve Benfica var.

Türkiye, Belçika ve Rusya liglerinden ise bu grupta takımlar bulunmuyor. Rus ve Belçika takımları 100-200 milyon euro bandıda iken Türkiye’deki takımlarımız ise birkaç sene öncesinde bu grupta yer alırken son döviz kuru hareketleriyle birlikte 100 milyon euro bandının biraz gerisinde kaldılar.

Tabii ki her şey kadro değeri demek değil. Bu yıl kupayı kazanan Villareal, Sivasspor’dan kendi sahasında üç gol yemişti. Sivasspor’un neredeyse yedeksiz çıktığı bu maçı 5-3 Villareal kazanmıştı. Ancak doğru bir yapılanma ile birlikte yeterli kadro derinliği olursa başarılı olmak hiç zor değil.

Bu yıl Avrupa Ligi biraz küçülecek.

UEFA Avrupa Ligi; Şampiyonlar Ligi’nden elenenler yine bu seneki sayılarda ve güçlerde olacak. Ancak Avrupa Ligi oynayacak takımlar biraz daha yoğun olacak. Örneğin geçen yıl Sivasspor gruplarda oynama hakkı kazanırken bu yıl Fenerbahçe, Trabzonspor gibi kulüplerimiz bu seviye için mücadele ettiler. Diğer ülkelerde de bu şekilde oldu. Celtic, Rangers, Anderlecht, Olympiakos gibi kulüpleri yine de Avrupa’da görmeye devam edeceğiz. Eskiden Şampiyonlar Ligi’nden Elendikten sonra Avrupa defterini kapatırlarken artık bir başka kupada devam edebilecekler. Örneğin geçen yıl bu sistem uygulansaydı. Beşiktaş, iki tur sonrası elenmemiş olacak ve yeni turnuvada yoluna devam ediyor olacaktı.

Bu nedenle Avrupa Ligi şampiyonları yine aynı gruptan gelmeye devam edecek. Yine İspanyol kulüplerini finalde görmemiz olası.

Ancak yeni turnuva ise fırsatlar açıyor. Kalbur üstü kulüpler yani 500 milyon üstü değere sahip takımlar Şampiyonlar Ligi’nde son 16’da, 300 milyon Euro üstü değere sahip olanlar Avrupa Ligi’nde son turları oynarken, 100-200 milyon euroluk kulüpleri ise Konferans Ligi’nde son turlarda görebileceğiz. Kulüplerimiz biraz iyi olurlarsa bu turnuvalarda finaller gelmesi işten bile değil.

Reklam